Bu Blogda Ara

26 Mayıs 2019 Pazar

GENETİK BİLİMİ



Klasik bir giriş yapalım hemen. Genetik Bilimi; biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğini inceleyen bilim dalıdır. Günümüzde halen gelişmekte olan genetik bilimi için sonsuz bir evren benzetmesi yapabiliriz. Bu benzetmeden yola çıkacak olursak, günümüzde ki hastalıkların çoğunun aslında bir genetik yatkınlığa bağlı olmasından, yediğimiz yiyecekten tutun da içtiğimiz içeceklerin aromalarına kadar genetik biliminin hayatımızın her yerinde olduğunu açıkça görebiliyoruz. Ancak yapılan çalışmaların ve verilen desteklerin yetersizliği genetik biliminin önünü çok bariz bir şekilde kesmektedir. Genetik bilimi bir kaynaktan öğrenilmesi zor olmasına karşın, fazlası ile düşünce ve sorgulama gerektiren bir daldır. Tabi ki bu yazı klasik derslerde ki genetik kavramını öğretmekten ziyade genetik biliminin hayatımız açısından önemi ve genetik biliminin bize kattıklarını sorgulayarak açıklığa kavuşturacağımız bir yazı olacaktır.
Gerek toplum bazında gerek ise genetik okuyan öğrenci bazında ele aldığımız da karşımıza çok ciddi problemler çıkıyor. Bu problemlerin başında genetiğin tam olarak anlaşılamaması ve anlatılan genetiğin toplum bazında yararı olmayan aksine tamamen zararlı olan bir dal olarak gösterilmesi geliyor. Toplum bazında bir genelleme yapmak bir hata gibi gözükse bile bir defa bile genetik kelimesini duyan kişilerin çok ciddi bir şekilde karşıt görüşleriyle karşı karşıya kalmamdan dolayı bu genellemeyi yapıyorum. Hayatımızın geçmişten geleceğe her alanına nüfus eden, bir çok bilgi ve çözümü içerisinde barındıran genetik biliminin güzel bir şekilde anlaşılması ve anlatılması için sorumluluk genetik okuyan öğrencilere düşüyor. Bu sorumluluk çerçevesinde, anlatılanların çok açıklayıcı bir üslup
kullanılarak ve hayatın içinden örnekler vererek anlatılması gerçekten çok büyük önem arz etmektedir.

Tabi ki genetik deyip geçmemek lazım. Yararları ve zararları ile birlikte iyice düşünüp, sorgulamak lazım. Sonuçta insanoğlunun doğasında vardır, bir işin kendisine yararlarını ve zararlarını düşünmek. İşte tam olarak mesele burada patlak veriyor. Ne acı ki okumuyoruz. Okuyup kendimizi geliştirmek yerine kulaktan doğma bilgilere inanıyoruz. Hepimiz yapıyoruz bazen bu hatayı. Ama bazen yaptığımız bu hataların bize dönüşü pahalıya patlıyor.
Düşünün, yediğiniz bir gofretin aromasının nasıl yapıldığını yada hastalığınız için kullandığınız bir ilacın nasıl geliştirildiğini? Ya da vücudumuzun nasıl bu kadar muhteşem bir şekilde çalışabildiğini? Aslında cevapları çok kolay değil mi? Bilene kolay, bilmeyene ise ıstırap. Amacımız bu sorulara herkesin cevap verebilmesi ve bu sorular üzerinde bir tartışma ortamının oluşması. Bu arada tek sorun bunlar mı? Kesinlikle hayır. Maalesef ki daha neden genetik okuduğunu bilmeyen öğrencilerin olması. Düşünmeye teşvik edilmeyen sorgulamayan öğrencilerin mevcut olması. Bunun üstesinden gelebiliriz. El birliği ile gerek toplumda gerek ise öğrenciler arasında genetik biliminin anlaşılmasını ve tartışılmasını sağlayabiliriz. Sadece biraz elimizi taşın altına sokmamız gerekiyor. Dönelim en başa ne demiştik, hayatımızın içindeki derin mevzu olarak genetik demiştik. Gerçekten de öyle. Bu yazıda en güncel gelişmeleri açıklayabilirdik ya da bir kanser türünün çoğalmasındaki sinyal yolağından tutun da en basit MTT testinin özelliklerine kadar yazabilirdik. Ama problem bunlar değil. Problem aramız da bilgi alışverişinin olmamasında. Saklıyoruz bilgilerimizi, içimizde yaşayıp yok ediyoruz onları. Onları bir adım ileri taşımak yerine oldukları yerde saymalarına sebep oluyoruz. Yine diyorum, tüm bu olumsuzlukları tersine çevirebiliriz. Yeter ki isteyelim. Yeter ki edindiğimiz bilgilerle kalmak yerine onların üzerine daha taze daha güncel bilgiler ekleyelim. Projeler tasarlayıp tartışalım, bir yere oturduğumuz da çevremiz deki insanlara genetiği en iyi bir biçimde anlatalım, genetiğin içinde sorgulayıcı olalım. Böylelikle bilim ile iç içe olmakla kalmaz, bizi biz yapan özelliklerimizin nasıl ortaya çıktığını, nasıl işlediğini, içtiğimiz sudan yediğimiz bulgulara kadar nasıl oluştuğunu bilerek daha bilinçli bir şekilde tüketim ve üretim yapabilme imkanı elde etmiş oluruz.

Hep eleştirdik ama başka çare yoktu bu durumda. Bilim, multidisipliner çalışmalar gerektirir. Ne yazık ki multidisipliner çalışmaların sayısı oldukça az. Bunun sebebi ise yazımda belirttiğim gibi bilgi alışverişinin olmaması, olaylara sorgulayıcı bir bakış açısından bakmamızdan kaynaklanıyor. Genetik bilimi sonsuz bir evren misali  demiştik. Biz çevremize edindiğimiz bilgileri yaydığımız sürece genetik evreninde toz zerresi kadar ilerleme kaydederiz. Ancak insanoğlu yediği yiyeceklerden içtiği içeceklere kadar nasıl oluştuğunu, vücudunda olup biten olayların anlamlarını tam olarak kavradığı zaman bizler genetik biliminde bir yıldıza varacak kadar ilerleme kaydetmiş oluruz.

Hiç yorum yok: